Bakuhan Sistemi | Shogunluk Yasaları | Bakuhan Çöküşü


Bakuhan Sistemi

Bakuhan Sistemi

Bakuhan Sistemi, Japonya’da 2.5 yüzyıl boyunca uygulanmış, Shogunluk ailesinin iktidarı yerel lordlarla paylaştığı feodal bir yönetim biçimidir. Shogun Hükümeti askeri gücü, Daimyo unvanlı feodal lordlar ise yerel yönetimi elinde bulundurur. İmparator ise Kyoto’daki sarayında sivil lider olarak ikamet eder.

Sistemin Kurulması

Tokugawa Ieyasu, 1600’de Sekigahara Muharebesi’ne, Hideyoshi’nin varisi Hideyori’yi destekleyen lordları yendi. Bu kesin zafer sonrası Ieyasu Japonya’nın en, büyük askeri gücü haline geldi. Ancak Ieyasu iç savaş sonrası dönemde sürekliliği olan bir otorite kurmanın zorluğuna yakından tanık olmuştu. Bu sebeple “Tokugawa Shogunluğu” isimli askeri yönetimi kurdu ve Daimyo’lara yönelik sıkı bir denetim başlattı.

Feodal Japonya’da her bir Daimyo’nun kendi kalesi, sarayı ve samurayları bulunuyordu. Ieyasu, savaş sonrası kendisine karşı çıkan Daimyoları ortadan kaldırdı. El koyduğu toprakları akrabalarına ya da ona sadık ailelere dağıttı. Ieyasu’nun önlemlerine rağmen pek çok feodal lord Hideyori’yi sadıktı. Hideyori, Kinki bölgesine Daimyo olarak gönderildi.

1615’te Ieyasu, Hideyori ve Toyotoma aile üyelerinin bulunduğu Osaka Kalesi’ne saldırdı. Hideyori ve ailesi umutsuzca intihar ettiler. Bu seferin dönüşünde yeni kanunlar çıkarılarak askeriye ve imparatorluk sarayının yönetimi Shogunluk Yönetimi’ne verildi.

Shogunluk Yasaları

Tokugawa Shogunluğu, bağlılıklarını bildirmeleri karşılığında Daimyoların topraklarını yönetmeye devam etmelerine izin veriyordu. Yine de Shogunluk otoriteyi sağlama adına bir dizi önlem aldi. Biricisi Sankin kotai adı verilen gözetim sistemiydi. Daimyolar bir yılın yarısını Başkent Edo’da geçirmek zorundaydı. Aileleri ise sürekli olarak başkentte kalmalıydı.

Diğer uygulama daha çok ekonomik nitelikteydi. Shogunluk’un başlattığı inşaat projelerine Daimyolar fon sağlamak zorundaydı. Daimyoların kendi başına gerçekleştireceği yeni kale ve sur inşaatı içinse başkentin onayı şart koşuldu. Daimyo ailelerinin ittifak evlilikleri de aynı şekilde izne tabi tutuldu.

Shogunluk, başlarda uluslarası ticareti teşvik etse de misyonerlerin gelişi durumu değiştirdi. Japonlar bu yeni dini sakıncalı buluyordu. Ülkeyi yabancı işgaline hazırlamanın ilk aşaması olarak görüyorlardı. Üstelik Hıristiyan dinini inceleyince otoriteye zarar verecek unsurlar olduğunu düşündüler. Ülkedeki atalar ve imparator kültü için tehlike oluşturabilirdi. Hıristiyanlığın köylüler arasında yayılmaya başlamasından sonra önlemler alınmaya başladı.

1630’larda Hristiyan kitapları yasaklandı. Ülke dışına seyahat etmeyi ve gemilerin inşasını yasaklayan bir yeni yasalar çıkarıldı. Japonya, bu yeni yasalarla Batı dünyasından kendini soyutladı. Bunun tek istinası Kyushu’daki ticaret yapılan Hollandalı denizcilerdi.

Sınıf Ayrımı

Bakuhan Sistemi, Japonya’da katı bir sınıf yapısı oluşturdu. Daimyolar başkente isyan etmedikleri müddetçe geniş yetkilerle yönetiyorlardı. Daimyoların egemenliği altında kesin çizgilerler birbirinden ayrılmış dört sınıf bulunuyordu: Samuraylar, çiftçiler, zanaatkarlar ve tüccarlar.

Samuray sınıfı nüfusun yüzde yedisini oluşturuyordu. Egemen sınıf haline gelmişlerdi ve diğer sınıflardan kesin olarak ayrılıyorlardı. Statü farkı, toplumsal düzen için gerekli görülüyordu.

Din Ve Felsefe

Ortaçağ Japonyası’ndaki Şinto inançları ve Budist mezhepleri yeni idari yapı için uygun zemini sağlamıyordu. Sınıf ayrımını temel alan bir toplumsal yapı için yeni fikri arayışlar başladı. Çin kökenli Neo-Konfüçyüsçülük Japon yöneticilerinin ihtiyaçlarına karşılık verdi.

Tokugawa Ieyasu’nun danışmanı Fujiwara Seika Japonya’da Neo-Konfüçyüsçülük’ün öncüsü kabul edilir. Seika’nın öğrencisi Hayashi Razan’da aynı şekilde sonraki Shogunlara danışmanlık yapmıştır. Razan, Çin Kültürü’ndeki Tendo kavramını Japonya’da da yerleştirmeye çalıştı. Ana fikir itibariyle yöneticiler Gökyüzü tarafından görevlendirilir ve görevden alınır. Bu anlayış iç savaş dönemi düşen yöneticileri ve Tokugawa ailesinin iktidarını da meşrulaştırıyordu.Aynı şekilde yöneten ve yönetilen arasında bir düzen olması gerektiği savunuluyordu. Bu da Bakuhan Sistemi’ni doğrular nitelikteydi. Razan’a göre dört sınıfa ayrılmış toplum Konfüçyüsçü İdeallerle uyumluydu.

Politik temelli yabancı bir dinin Japonya’da etkisi sınırlı oldu. Sadece Daimyolar arasında yaygınlaştı. Japon filozofları dahi belirli bir direnç gösterdiler. Neo-Konfüçyüsçüler ise ülkeye yeni giren Hıristiyanlık ve zaten yaygın olan Budizmle mücadele etmeye çalıştılar.

Bakuhan Sistemi’nin Çöküşü

18.yüzyıldan itibaren ticaretin gelişmesi ve nüfusun büyük şehirlere göçü Japonya’nın sosyal yapısını değiştirmeye başladı. Zenginleşen tüccar sınıfı yeni özgürlükler elde etti. Diğer yandan tarımsal üretim sekmeye uğramıştı.18. yüzyılın ortalarında kıtlığın sebep olduğu köylü isyanları başladı.

Batılı güçlerin uzakdoğu ülkelerini sömürgeleştirmeye başlaması da Japonların politikalarının değişmesinde etkili oldu. Tecrit politikası sorgulandı ve işgal tehlikesine karşı modern ordunun gerekliliği tartışıldı. 1867’de, iki güçlü aile Choshu ve Satsuma klanları birleşerek Shogunluk Yönetimine son verdiler. Ertesi yıl başlayan Meiji Restorasyonu ile feodal yönetimler de sonra erdi.

Bakuhan Sistemi'nin Çöküşü

Not: Video buradan izleyebilirsiniz.
Azar

Bakuhan Sistemi Shogunluk Yasaları

Editor's Rating:
8
Paylaşmak güzeldir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir